Sekizbucuk

Winona Ryder’ı Yakından Tanımaya Hazır mısınız?

Bu efsane yıldızı ilk kez Heathers, Beetlejuice, Girl, Interrupted ve Edward Scissorhands filmleriyle tanımıştık.

Aslında sarışın olan Ryder, Lucas’tan bu yana saçlarını koyu renklere boyuyor.

Oyunculuk kariyerinin zirvesindeyken 2001 yılında Beverly Hills’teki bir mağazada hırsızlık yaparken yakalandı. Neyse ki açılan davada kefaletle serbest kalmıştı.

Ancak hırsızlık olayından sonra sıkıntılı günler yaşayan Ryder, bipolar hastalığına yakalanmış ve kariyerine ara vermek zorunda kalmıştı.

Hastalığından bahsederken “Bazı günler kendimi çok iyi hissediyorum ancak ardından büyük bir depresyona sürükleniyorum. O depresif ruh hali, beni hiçbir zaman terk etmiyor” demişti.

Interview Dergisi’ne verdiği pozların ardından gündemde epey yer almıştı. Estetik yaptırıp yatırmadığını hepimiz merak ediyorduk. Beklenen açıklama çok geç kalmamış Ryder, “Herhangi bir estetik operasyon geçirmedim. Buna ihtiyaç duymuyorum. Aslında kırışıklıklarımı seviyorum. Bugüne nasıl geldiğimin hikâyesinin o kırışıklıklarda gizli olduğuna inanıyorum” demişti.

Winona Ryder‘ın en büyük korkusu ise; uçağa binmek.

Tam dört yıl birlikte olduğu Johnny Depp ile bir hayli fırtınalı birliktelikleri olmuştu. Film setinde başlayan bu aşk biterken Depp’e kolundaki “Sonsuza Dek Winona” dövmesi yadigar kalmıştı.

Marc Jacobs 2016 Bahar kampanyasının yüzü olmasıyla beraber, yeniden Winona Ryder yükselişe geçmişti.

Winona Ryder ve Ailesi

Geçtiğimiz günlerde 41 yaşına giren oyuncu 1971 doğumlu. Asıl adı Winona Laura Horowitz olan ismini doğduğu kasabaya çok yakın olan Winona kentinden alıyor.

Yazar bir ailenin çocuğu olan Ryder’ın babası Michael Horowitz Rusya ve Romanya’dan göç etmiş Yahudi bir ailedendi. Winona’nın bir öz, iki üvey kardeşi vardı.

Winona Ryder 7 yaşındayken, ailesi ile birlikte Kuzey Kaliforniya’ya yaklaşık 1 kilometre uzaklıktaki bir çiftlikte yaşamaya başladı. Yaşadığı çiftlikte elektrik yoktu ve annesinin ona arada bir izlettiği filmler sayesinde oyunculuğa ilgi duymaya burada başladı.

Winona 10 yaşına geldiğinde ailesi Petaluma, Kaliforniya’ya yerleşti. Okula başladığı ilk hafta, onu eşcinsel bir erkek sanan diğer çocuklar tarafından, kötü bir şekilde dövüldü. Bunun üzerine ailesi Winona’yı San Francisco yakınlarındaki American Conservatory Theatre’a yolladı ve ünlü aktris böylece oyunculuk için ilk adımlarını atmış oldu.

Winona Ryder Oyunculuk Kariyeri ve Filmleri

1984’te Desert Bloom filminin deneme çekimlerine katılan fakat seçilemeyen Winona Ryder, rol aldığı ilk sinema filmi olan 1986 yapımı Lucas‘ta şiire düşkün bir genç kızı canlandırdı. Bu filmle birlikte asıl ismi Winona Laura Horowitz yerine, Ryder soyadını kullanmaya başladı (Ryder soyadı aklına babasının o sırada dinlediği Mick Ryder albümü sayesinde gelmişti).

İkinci filmi 1987 yapımı Square Dance‘tan bir yıl sonra, Beetlejuice’ta (Beterböcek) Geena Davis, Alec Baldwin ve Michael Keaton ile birlikte rol aldı. Winona Ryder’ın hayaletlerle ilişki kurabilen, Lydia isminde depresyondaki bir genç kızı canlandırdığı film, büyük başarı elde etmişti.

Ryder, 1989’da en iyi performanslarından biri olarak gösterilen Heathers adlı filmde bir okulun bütün üyelerini öldürüp daha sonra intihar süsü vermeyi planlayan bir genci oynadı.

Yine aynı yıl Great Balls of Fire adlı filmde 13 yaşında gelin olan bir kızı canlandırdı ve ardından 1990 yapımı Edward Scissorhands (Makas Eller) filminde Johnny Depp ile birlikte rol aldı.

1990’da Mermaids’in (Deniz Kızları) ardından, 1992’de kuşaklar arası farklılıkları konu alan Night and Earth adlı filmde rol alan Ryder, 1992 yapımı Bram Stoker’s Dracula adlı filmde kanını içmek isteyen ölümsüz kontun kurbanı rolündeydi.

1994 yılında sinema kariyerindeki en büyük başarıyı elde etmişti; Age Of Innocence (Masumiyet Çağı) adlı filmdeki performansıyla en iyi yardımcı kadın oyuncu dalında Altın Küre (Golden Globe) ödülünü kazandı ve yine aynı dalda Akademi Ödülü’ne (Oscar) aday gösterildi. Ryder bu filmde dünyanın en büyük yönetmeni olarak gördüğü Martin Scorsese ile çalışmıştı.

1995 yılında Louisa May Alcott’ın aynı adlı kitabından sinemaya uyarlanan Little Women (Küçük Kadınlar) adlı filmde Jo karakterini canlandırarak en iyi kadın oyuncu dalında ikinci kez Oscar’a aday gösterilen Winona Ryder,1996’da ise Al Pacino’nun yönetmenliğini yaptığı Looking For Richard ve yaklaşık bir yıl sonra da bilimkurgu filmi Alien: Resurrection (Yaratık:Diriliş) filmleriyle izleyicilerin karşısına çıktı.

Başarılı oyunculuk kariyerine 1999 yılındaGirl Interrupted ve Being John Malkovich’teki rolleriyle devam eden Ryder, Richard Gere ile birlikte başrollerini paylaştığı 2000 yapımı Autumn in New York‘ta (New York’ta Sonbahar) 21 yaşında ölümcül bir hastalığa yakalanmış Charlotte Fielding karakterini canlandırdı. 2002 yapımı romantik komedi In Deeds’de (Adam Sandler’le birlikte oynamış ve çekimler sırasında düşerek kolunu kırmıştı) ve ardından Al Pacino ile Simone’da rol aldı.

1997’de People Dergisi’nin Dünyanın 50 En Güzel İnsanı Listesi’ne giren ve Empire Dergisi’nin Tüm Zamanların En İyi 100 Film Yıldızı Listesi’nde 42.seçilmişti.

2009 yılında Jeffrey Jacob Abrams’ın yönettiği bilim kurgu filmi “Uzay Yolu” (Star Trek) adlı, Kaptan Kirk, Mister Spock, Doktor McCoy ve mühendis Scott’un Yıldız Filosu Akademisi’ndeki tanışmaları ve Atılgan uzay gemisiyle ilk yolculuğa çıkmalarını konu alan filmde Winona Ryder’ın yanı sıra John Cho, Ben Cross, Bruce Greenwood, Simon Pegg, Chris Pine, Zachary Quinto, Zoe Saldana, Karl Urban,Anton Yelchin, Eric Bana ve Leonard Nimoy rol almıştı.